insan ilgilendiği şeyden değil de ilgi göstermediği şeyden sıkılır, şevkini kaybeder.
insan ilgilendiği şeyden değil de ilgi göstermediği şeyden sıkılır, şevkini kaybeder.
beni düşündüysen başkasını da düşünmüşsündür.
susuzdede durağındayız. iki tane mis hatun. fakat diğerini otuzunda sanki. hayır 84lüyüm diyor. güzeller ama, bildiğin. otobüs bekliyorlar. biz muhabbet ediyoruz, epey vakit geçiyor. sonra üniversiteye gidiyoruz otobüsle. elektrik mi nedir, öyle bir bölümün dersine giriyoruz. sıralar küçük sıkışıyorum ben. mithat “biz bahçede ders yapıcaz heyo” diyerek espri yapıyor. sonra onlar da geliyorlar. hoca bir şey yazıyor tahtaya. neyden bahsettiği hakkında en ufak bir fikrim yok. yanımdaki kız benim bilgisayarın aynısını çıkarıyor çantasından. sonra lastik bilgisayarın klavyelerine takılıyor. ders dağılıyor. hoca bir şey anlatıyor. konu iyice dağılıyor.
yine aynı dersteyiz sanırım ama burası var ya, orta okuldaki sınıfımız, sağda pencereler var, hafif ışık giriyor. bilmem. sonra bir olay oluyo, ben sınıfta sevdiğim kızla uğraşıyorum. ne olduysa artık, (elif ama o sanırsam) kız için onu çok eskiden beri tanır, öyle şey olmaz diyor (buna göre bu kişi faran). mesele orda kapanıyor. saçma bir rüya aslında ya. bi boka yaramaz.
fikir teatrilik bir durum yok aslında. habire dağıtıp duruyoruz. sonra kim toplayacak bunları bilmiyorum. biz habire kirletiyoruz. temizletmek için örgütlemek geldi aklıma. hem sokaktaki pislikleri, hem ruhumuzdaki kirleri temizlemek için örgütlere destek vermek. mesela, doğal yaşamı koruma derneğine ve fetoculara aynı anda üye olup rahata ermek. ya sokakta denk gelinen ilk kişiden temiz bi dayak yemek. ihtimaller kuyusunda boğulmak diye buna denir işte.
Akabine ve detayına gimreden çözümleyeceğimiz noktaları birbir sıralamak yerine tümden biranın içinde döküp içersek sanırım hazım konusunda yaşadığımız sıkıtıları bir nebze de olsa atma şanısımız doğacaktır.